Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Film Denizi

             '' Bir damla bir damla daha iki damla etmez, daha büyük bir damla eder.'' Nostalghia, Andrey Tarkovski                         

Osidius

       Okumaya başlamadan önce kendinize şu soruyu sorun; bazı anılarımı hiç yaşamamış gibi kafamdan siler miyim? Çok zor bir soru aslında. İnsan düşünmeden ''kötü anıları neden kafamın içinde hayatımı zorlaştırması için besleyeyim'' bu cümleleri sarf ediyor ama biraz düşününce o kötü anılar bizi terbiye ediyor, bugün alacağımız her karardan önce düşünmemize sebep oluyor, bugün olduğumuz yerde var olmamıza sebep oluyor; iyi veya kötü. Bulunduğumuz noktadan hoşnut olmasak bile geri dönemeyiz ve olanları unutmak bugünü değiştirmeyecektir. Aslında daha da derin düşündüğünde bu kötü anılardan, kararlardan veya kişilerden acı verici olsa bile, ne olursa olsun, kopamıyoruz. Garip ama... Sevdiğiniz birini düşünün, onu unutmak ister miydiniz? Hayır. Sahip olduğunuz diğer kötü şeyler içinde aynısı geçerli. Belki de insan ister istemez bazı şeyleri değiştirmekten korkuyordur, bugün duyduğu acıyla geçmişi değiştirirse bugününde ne olacağını bilememesinden. Belki de ba...

Theremin

          FAHRENHEİT 451     '' Bugün İngiltere'de Tanrı'nın izniyle öyle bir mum yakacağız ki, inanıyorum ki asla sönmeyecek. (...) Bunu Latimer diye bir adam Nicholas Ridley diye bir adama 16 Ocak 1555'te, Oxford'da kafirlik suçlamasıyla diri diri yakılırken söylemişti.''                                                                     Sayfa:61     ''...herkes hür ve eşit doğmaz ama herkes eşit hale getirilir.''                                                                      Sayfa:79     ''Birçok şey hakkında 'Neden' diye sorarsan ve bunu sürdürürsen, sonunda epey mutsuz olabilirsin....

Kitap Denizi

    Kitapların yanma sıcaklığı; 451 fahrenheit. Bu bilgiye ulaşmak için Ray Bradbury İtfaiye Teşkilatı'nı aramıştır. ''İtfaiye'' adlı kitabının ismini değiştirmek isterken aklına bu gelmiştir. Bu isimden öncede ''Gece Yarısından Çok Sonra'' ismini kullanmıştır kitap.     Ray Bradbury arkadaşı ile yolda yürürken bir polisin onlara ne yaptığını sorması üzerine, ''Bir ayağımızı diğerinin önüne atıyoruz'' cümlesine kurmuştur. Bunun üzerine poliste sorguya çekmiştir. Bu yaşananlar ona ışık olmuş olmalı ki ''Yaya'' isimli öyküyü yazmıştır. Buradan anladığımız kadarıyla Ray Bradbury basit düşünmeyen biriydi ve bunları da yazılarında insanlara yansıtıyordu. Fahrenheit 451 kitabını da yazmadan önce, ''Ya itfaiyeciler evleri kurtarmak yerine onları yaksaydı?'' diye düşünmüş. Bu cümleler arkadaşı Neil Gaiman tarafından 2013 yılında yazılmış önsöz olarak.     Kitapta, insanların kitaplar için neler yaptığını o...

Komorebi

      Öğrendiğiniz yeni bir bilginin doğruluğunu hiç teyit ettiniz mi ya da buna gerek olduğunu hiç düşündünüz mü?       Bildiğim bir şey varsa o da insanların inanmaya gereksinim duyduklarıdır. Belki de bildiğimden değil de inandığım için bu cümleleri kuruyorumdur. Üzerine düşünecek olursak eğer,  biraz doğruluk payı görebiliriz. Tanrı'ya inanma ihtiyacı hissederiz varlığımızı anlamlandırabilmek için, umut ve ümitle dolup taşarız daha iyi bir hayat için çünkü buna inanırız; gelecekte o istediğimiz hayata. Sağlığımıza bir gün kavuşacağımıza inanırız. Bunu ya Tanrı'ya ya kadere ya da olasılıklara bağlarız. En başından beri insan, olmasını ümit ettiği veya istediği şeylere inanıyor. İlk cümlemden alakasız gibi görünen bahsettiğim bu inanç konusu, aslında ilk cümleye uzak değil. Öğrendiğin yeni bir bilgi inandığın ve  buna inanmak istediğin için doğru kabul edilir sen tarafından. Günümüz dünyasında her yerden yanlış veya yalan bilgiler su...

Fernweh

        Uzun zamandır üzerinde yoğunlaştığım bir konu üzerine yazı yazmak istedim. Konu tamamen insan yaşamı. Hayatı yaşarken koşuyor gibiyiz. Neden bu kadar aceleciyiz? Acaba farkında olmadan birbirimizden mi etkileniyoruz yoksa hayatı kısa gördüğümüz için her şeyi sığdırmaya mı çalışıyoruz? İnsanlar okullarını erkenden bitirmek, hızlıca kariyer yapmak ya da bolca kazanmak istiyor diğer bir istek aile kurmak oluyor. Yaşamlarına geriye dönüp baktıklarında ne görüyorlar? Okumanın tadına varmışlar mı, kariyer basamaklarını hak ederek mi çıkmışlar, para düşünmeden mi çalışmışlar, hayatlarında neyi özümsemişler, kimlerin hayatlarına dokunmuşlar, hayatlarından geçip giden hangi insanı yeterince tanıyorlar ya da hangisini hatırlıyorlar? Doğru mu yapıyoruz? Bunları yaparken haklı mıyız? Hayat kısa olabilir ama yaşamın tadına varamadıktan sonra ne kadar yaşadığının veya ne yaşadığının hiçbir önemi yok.  Anı hissetmek. O anda var olduğumuzu hissetmek. Geleceğe ve geçm...