FAHRENHEİT 451
''Bugün İngiltere'de Tanrı'nın izniyle öyle bir mum yakacağız ki, inanıyorum ki asla sönmeyecek. (...)Bunu Latimer diye bir adam Nicholas Ridley diye bir adama 16 Ocak 1555'te, Oxford'da kafirlik suçlamasıyla diri diri yakılırken söylemişti.''
Sayfa:61
''...herkes hür ve eşit doğmaz ama herkes eşit hale getirilir.''
Sayfa:79
''Birçok şey hakkında 'Neden' diye sorarsan ve bunu sürdürürsen, sonunda epey mutsuz olabilirsin.''
Sayfa:81
''Bir devin omuzlarında oturan cüce, ikisi arasında en uzağı görendir!'' (alıntı)
''Bir metaforu kanıt, bir laf kalabalığı selini temel gerçekler pınarı, kendimizi de kahin sanma aptallığına düşmek doğamızda vardır...''
Sayfa:131
''Sonu iyi olan her şey iyidir.''
Sayfa:132
''Güneş her gün yakıyordu. Zamanı yakıyordu.''
Sayfa:167
''Sadece çim biçen adamla bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır, derdi. Çimleri biçen adam orada hiç olmamış gibidir; bahçıvansa bir ömür boyu orada olacak.''
Sayfa:184
Kitapların sesini dinlemek için dokunmaya gerek yoktur .
Doğrusu bu kulağa çok yabancı ve yalancı geliyor. Şaşılır ki bu doğru. Birkaç gün önce arkadaşımla ''insanlardan ne kadar nefret ettiğimizden, onların ne denli kötü olduklarından'' bahsediyorduk. Tanrının bize cevabı güzel oldu. Tüm gün bir yılda görebileceğimiz kadar güzel insan gördük. Bence en önemlisi sokak sanatçısının gözümüze iliştirdiği o andı. Kemanın canlı sesi insanları yanına çağırmaya yetmiyordu. Keman kutusunda birkaç bozukluk ve bir kağıt paradan hariç adamın sanat aşkı vardı. Günün sonuna denk geldiği için verecek hiç paramız kalmamıştı. Cüzdanlarımızın boş olmasına gülerken sokak sanatçısına doğru yaklaşıp borç para isteyen genç dikkatimizi dağıttı. Sokak sanatçısı hiç tereddüt etmeden keman kutusundaki tek kağıt parayı o genc...
Yorumlar
Yorum Gönder